Prof.Dr. H. Musa Bağcı
Beşer Olarak Hz. Peygamber
Ankara Okulu Yayınları
Ankara
2010

Kitap Tanıtımları

Kur'an'a bakıldığında problemsiz bir Allah tasavvuruyla karşılaştığımız halde, hadis rivayetlerine gelince karşımıza çıkan problemler meseleyi işin içinden çıkılmaz bir hale sokmakta, aynı şekilde genel olarak peygamberlik, özel olarak da Hz.Peygamber tasavvuru konusunda bazı problemler ortaya çıkmaktadır. Çünkü Kur'an'a bakıldığında, Hz.Peygamber insanüstü herhangi bir özelliği olmayan, son derece sağlıklı ve normal bir insan (beşer) olarak sunulurken ve onun herhangi bir mucize göstermediği, ayrıca gaybı bilmesinin kesinlikle söz konusu olmadığı ısrarla vurgulanırken, sıra rivayetlere gelince böylesi sağlıklı ve gerçekçi bir peygamber tasavvuruyla asla uyuşmayan, insanüstü, kutsal, kozmik ve mitolojik bir peygamber tasavvurunun rivayetlere egemen olduğu hemen dikkat çekmektedir. Kuşkusuz bu faaliyetlerden Kur'an'ın sunduğu peygamber tasavvuruna aykırı düşenlerin ya uydurma ya da kaynak, isnad veya metin açısından problemli oldukları kolayca tahmin edilebilirse de, klasik İslam uleması ne bu durumun ciddi olarak farkına varmış, ne de bu konuda bir hassasiyet geliştirmiştir. Rivayetler konusunda tenkid zihniyeti gelişmeyenince, onların yüzyıllar boyunca bu rivayetleri tek tek inceleyip ayıklamış olmalarını beklemek de nafile olacaktır. Gerçekten de konuyla ilgili rivayetlerin kapsamlı bir şekilde tetkike tabi tutulması bir yana, Delailu'n-nubuvve, isbatu'n-nubuvve, el-Hasais (veya hasaisu'n-nebî) türü eserlere, Hz.Peygamber'i yüceltmek için sağlam-çürük ne varsa doldurulmuş, bu eserler adeta bir rivayet depoları haline getirilmiştir. Bilebildiğimiz kadarıyla Hz.Peygamber'le ilgili Kur'an'a aykırı tasavvurları besleyen rivayetleri kapsamlı bir incelemeye tabi tutan yegane ciddi çalışma elinizde bulunan H. Musa Bağcı'nın doktora tezidir.
Bu çalışmada önce İslam öncesinde dini şahsiyetlerin nasıl algılandığı ele alınmış; ardından, Kur'an'da adı geçen bazı peygamberler ele alınarak genel bir peygamberlik tasavvuru tespite çalışılmış; Bunu müteakiben de Kur'an'a göre Hz.Peygamber'in beşeri yönüyle ilgili bir tasavvur ortaya konmuştur. Bu ön hazırlıktan sonra, Hadislere Göre Hz.Peygaber'in Beşeri Yönü bölümüne geçilmiş ve ilk olarak biraz önce sözünü ettiğimiz delail ve hasais literatürünün kaynak metodolojisi açısından bir kıritiği yapıldıktan sonra asıl konuya geçilerek, önce Hz.Peygamber'in normal beşeri özeliklere sahip olduğuna dair rivayetler ele alınmış, ardında da asıl önemli olan, Hz.Peygamberi Beşerüstü bir Şahsiyet Olarak Gösteren Rivayetlerin Değerlendirilmesi bölümünde problemli rivayetlerin tetkikine geçilmiştir. Neticede bu bölümde araştırmacı, Hz.Peygamber'in sünnetli doğduğu, onun aydınlıkta olduğu gibi karanlıkta da görebildiği, Süreyya'da on bir yıldız gördüğü, ön tarafını gördüğü gibi arkasını da gördüğü, bunu da Allah'ın onun başının arkasında yarattığı bir görme hassasıyla gerçekleştirdiği, hatta onun iki omuzu arasında iki gözü olup elbisesinin altından bile arkasını görebildiği, gökte secde eden meleklerin izdihamı yüzünden gökteki gıcırdama veya çatırdamaları duyduğu, kısaca diğer insanların işitmediği bazı sesleri işitebildiği, sesinin çok uzaklara ulaştığı ve bunun bir mucize olduğu, sahabenin Hz. Peygamber'in tıraş edilen saçlarını kutsal kabul edip paylaşamadığı, ihtilaf anında bu saçları Hz. Peygamber'in bizzat taksim ettiği, bazı sahabilerin bu saçlar sayesinde her savaşta muzaffer olduğu, onun terinin gerçek anlamda misk gibi koktuğu, hatta bu terin koku imalinde kullanıldığı, tedavi için Hz. Peygamber tarafından eline tükürülen bir sahabinin elinin o günden beri mis gibi koktuğu, hatta gülün Hz.Peygamber'in bir rivayete göre Burak'ın terinden yaratıldığı, dahası beyaz gülün miraçta Hz. Peygamberin terinden, kırmızı gülün Cebrail'in terinden, sarı gülün ise Burak'ın terinden yaratıldığı, bir başka rivayette Hz.Peygamber miraçtan dönünce terinin yere damladığı ve bundan kırmızı gülün bittiği, onun için Hz. Peygamber'in kokusunu duymak isteyenin kırmızı gülü koklayabileceği; tükürüğünün mucizevi etkiler yarattığı (hastalıkları anında iyileştirmesi, çocukların emzirilmesine gerek bırakmayan bir gıda teşkil etmesi, kova veya suya tükürmesi ve acı suyun tatlı su haline gelip üstelik mis gibi kokması); aç yatıp tok kalktığı, Allahın ona cennetten yedirip içirdiği; gözleri uyuduğu halde kalbinin uyumadığı, kanının, idrarının ve gaitasının temiz ve şifa kaynağı olduğu, sahabilerin onun kan ve idrarını içtikleri, ondan mis gibi kokuların geldiği, onun gaitasının misler gibi koktuğu, peygamberlerin gaitalarını yerin yarılıp yuttuğu, toprak üzerinde onun dışkısından eser kalmadığı; Hz.Peygamber'e otuz-kırk erkeğin cinsel gücü verildiği, bazılarının bu ve benzeri rivayetlere dayalı hesaplamalarla ona dört bin erkeğin cinsel gücünün verildiği ileri sürüldüğü, önceleri cinsel gücü zayıf iken kendisine gökten gönderilen keşkeği yeyince kendisini her an cinsel gücün doruğunda hissettiği; onun asla esnemediği, vücudunun gölgesi olmadığı, çünkü onun bizzat ışık olduğu (nur), ölümlü bir beşer olduğu halde cesedinin çürümediği, kabrinde canlı olduğu, yeyip-içtiği, kendisine selam verenlerin selamını alıp mukabele ettiğiyle ilgili metin tenkidi açısından uzun uzun incelemiş ve bunların kabul edilemez rivayetler olduklarını delilleriyle göstermiştir. Bu suretle de, bütün bu konulardaki rivayetleri –kaynak ve isnadlarındaki zaaflarına rağmen- ciddiye alıp eserlerine kaydeden ve böyle yapmakla Hz. Peygamberi yücelttiğini zanneden koca koca allamelerimizin(!), meşhur muhaddislerin, fıkıh, kelam, tefsir ve tasavvuf ulemasının yüzyıllarca bize nasıl yanlış bir peygamber tasavvuru telkin ettiklerini de gözler önüne sermiştir. Bu konu o kadar mühimdir ki, Hz Peygamber hakkında yukarıda anlatılanların en azından bir kısmını duymamış hemen hiçbir Müslüman yok gibidir ve üstelik, bu anlatılanların doğru olduğuna yüzyıllarca inanılmış ve bu telakki bu güne kadar gelmiştir. Şimdi içinde bulunduğumuz XXI. Yüzyılda özellikle genç nesillere, yukarda tasvir edilen bir peygamber tasavvurunu öğretip telkin etmenin ne kadar doğru olacağını düşünmek zamanıdır. alternatif hadis metodolojisi çizgisinde yapılacak araştırmalar çerçevesinde yapılan söz konusu çalışma, Hz. Peygamber hakkındaki bu gibi sağlıksız ve asılsız telakkileri besleyen rivayetleri ayıklama yolunda ciddi bir katkı olarak değerlendirilmektedir.
Prof. Dr. Mehmet Hayri KIRBAŞOĞLU
Ankara Ünv. İlahiyat Fakültesi Hadis Anabilim Dalı Öğretim Üyesi

Yazarla Ropörtajlar

Okuyucu Görüşleri

Toplam Tıklama: 1192519   Aktif Ziyaretçi Sayısı: 61
Bu web sitesi en iyi internet explorer 6.0 ve üstü tarayıcılarda ve 1024*728 ekran çözünürlüğünde görüntülenir.